Oh Snap!

Please turnoff your ad blocking mode for viewing your site content

Masal Buya – Çocuk Hikaye ve Masalları

MasalBuya.Com Türkiye'nin en geniş masal ve hikayelerinin tek çatı altında toplandığı platform

Andersen Masalları

Andersen Masalları
img
Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde develer berber iken pireler tellal iken, Çok eski zamanlar, uzak diyarlarda, büyük bir kentte iki küçük çocuk yaşarmış.   Çok iyi arkadaş olan bu çocuklar, birbirlerini kardeş gibi severlermiş. Erkeğin adı Kay, kızın adı Gerda’ymış....

Çekirge, Pire ve Uçan Kaz bir gün saraya davet edilmişler. Kral üçünün arasında bir yarış düzenleyecek ve en yükseğe sıçrayana büyük bir ödül vereceğini açıklamış. Yarışın sonunda verilecek olan ödülü.

Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak bir ülkede bir oyuncak evinin içinde tam altı tane Kurşun Asker yaşarmış. Bunları bir gün alıp bir oyuncakçı dükkanının.

img
Kibritçi Kız Masalı Çok soğuk kış gecelerinden biri ve yılbaşı gecesi. Dışarıda hava çok sert. Sanki bir damdan bir dama kedi atlarken havada donup kalacak. Soğuk hava insanın iliklerine kadar işliyor. İşte böyle bir soğuk havada ve karanlıkta, üzerinde montu, başında beresi, elinde eldiveni, ayağında...

Korkunç bir soğuk vardı; kar yağıyordu ve akşam karanlığı bastırmak üzereydi. Yılın son gecesiydi, yani yılbaşı gecesi. Bu soğukta, bu karanlıkta, küçük bir kız çocuğu, başı açık halde ve yalınayak.

Evvel zaman içinde uzaklarda büyük bir kentte iki küçük çocuk varmış. Bunlar birbirleriyle arkadaşmış. Ancak birbirlerini kardeş gibi severlermiş. Erkeğin adı Kay, kızın adı Gerdaymış. Bunlar sürekli birlikte oynar, hiç.

img
Bir zamanlar bir prens varmış. Bu prens evlenmek istiyormuş, ama evleneceği kişi gerçek bir prenses olmalıymış. Böyle birini bulmak için bütün dünyayı dolaşmış, ama çok büyük bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü, karşısına çıkan prenseslerin hakiki olup olmadığını bir türlü anlayamıyormuş. Hep eksik bir şeyler bir...

Yıllardan bir yıl ama hangi yıl unuttum kış uzadıkça uzamış. Çocuklar burunlarını cama dayamış, ağaçlarda yaprak, yerlerde papatya çiçekleri, havada kuş görebilmek için her yere bakıp durmuşlar. Ama ‘buvv’ diye.

Bir zamanlar bir tüccar var mış; öyle zengin, öyle zenginmiş ki, istese bütün caddeleri, sokakları gümüş paralarla kaplatabilirmiş. Ama böyle bir şey yapmamış tabii; parasını nerede kullanacağını gayet iyi bilirmiş.

img
Çekirge, pire ve uçan kaz bir gün saraya davet edilmişler. Kral üçünün arasında bir yarış düzenleyecek ve en yükseğe sıçrayana büyük bir ödül verecekmiş. Sonunda ödülü açıklamış. Yarışı kazanana kızımı vereceğim demiş. Yarışmaya önce pire, çekirge sonrada uçan kaz tek tek zıplayarak yarışmışlar. Bunların her...

Evvel vakit içinde ötelerde büyük bir kentte iki minik çocuk varmış. Bunlar birbirleriyle arkadaşmış. Sadece birbirlerini kardeş şeklinde severlermiş. Adamın adı Kay, kızın adı Gerdaymış. Bunlar devamlı beraber oynar, asla.

Bir gün ağaçlar “Bizim de bir kralımız olsun” demişler. Bunun için önce zeytin ağacına sormuşlar: – “Zeytin ağacı; bizim kralımız olur da bizi yönetir misin?” Zeytin ağacı kaşlarını çatmış: –.

img
Vaktiyle çok yaşlı bir büyükanne varmış. Saçları kar beyaz, yüzü kırış kırışmış. Ama gördüğü güzellikler karşısında bir yıldız gibi ışıl ışıl parlayan, sıcak bakışlı güzel gözlere sahipmiş. Kocaman güllü bir elbise giyer, birbirinden güzel hikâyeler anlatırmış. Büyükannenin bir fermuarla açılıp kapanan kaim, eski bir kitabı...

Bayan farelerden yaşlıca biri, ziyafete katılmamış başka bir bayan fareye “Dünkü öğle yemeği çok mükellefti” dedi, şunları ilâve etti. “Ben fareler kralından itibaren yirmi birinci yerde oturuyordum. Hani bu da.

Bir vakitler kudretli bir kraliçe vardı. Bahçesinde yılın her mevsiminde, dünyanın her yerinde yetiştirilen en güzel çiçekler bulunurdu. Ama kraliçe en çok gülleri severdi. Bu sebepten yabani güllerden tutun da.

img
Doğunun bütün şarkılarında bülbülün güle olan aşkı yankılanır. Bu kanatlı şarkıcı, sessiz, yıldızlarla pırıl pırıl gecelerde, bu kokular saçan çiçeğe, bir serenat söyler.İzmir yakınlarında tüccarların uzun boyunlarını gururla yukarı kaldıran develerini ulu çınarlar altından ağır ağır sürdüğü kutsal topraklar üstünde, çiçek açmış bir gül çiti...

Bir bahçenin ortasında üstü baştanbaşa güllerle dolu bir gül fidanı büyüyordu. Bu güllerin en güzeli içinde de bir peri oturuyordu. O kadar küçük, minnacık bir şeydi ki bu peri, hiçbir.

Bir zamanlar, çiftliğin birinde bir at yaşarmış. Gel zaman, git zaman bu at yaşlanmış ve iş yapamaz olmuş. Uzun yıllar çiftliğe hizmet etmiş fakat artık işe yaramadığı için sahibi onu.

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :