Oh Snap!

Please turnoff your ad blocking mode for viewing your site content

Masal Buya – Çocuk Hikaye ve Masalları

MasalBuya.Com Türkiye'nin en geniş masal ve hikayelerinin tek çatı altında toplandığı platform

Bir Masal

Muz ve portakal iki samimi arkadaşlarmış. Beraber vakit geçirmeyi çok ama çok severlermiş. Bir gün aileleri onları bir tiyatro kursuna yazdırmış. Bu kursta hem güzel vakit geçirmek, hem bir şeyler öğrenmek hem de bir sürü arkadaş edinmek istiyorlarmış. İki arkadaş ertesi gün tiyatro kursunun olduğu...

Bir varmış bir yokmuş evvel aman içinde kafasında sürekli yeni fikirleri olan bilgili bir okul müdürü varmış. Bu okul müdürü öğrenciler ve öğretmenler rahat etsin, okula isteyerek gelsin diye onlar.

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde küçük küçük renkli fincanların olduğu bir mutfak dolabı varmış. Evin sahibi Figen Hanım haftada bir dolapların içini temizler, fincanları yıkar ve dolabı düzeltirmiş..

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde 11 yaşında Ali adında akıllı, araştırmayı, gezmeyi seven bir çocuk varmış. Ali ailesiyle birlikte yaşadıkları şehrin her yerini gezmiş. Ailesi Ali’ye bir fotoğraf makinesi almış ve Ali bu küçük makine ile gezdiği gördüğü her yeri çekiyormuş. Ali çektiği...

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde deve tellal, pire berber iken… Ben bağda üzüm bekler,derede odun yükler iken, bir varmış bir yokmuş…masalın yalanı mı olurmuş. Selincik’ in babası sarayın sütçüsüydü..

Evvel zaman içinde Kalbur saman içinde Cinler cirit oynarken Eski hamam içinde Bir serçe kanadını Kırk katıra Yüklettim. Ne az gittim, ne uz gittim Kafdağı’na ilettim Bir nefeste erittim Dağların karını Dikilmedik ağacını Orda yedim narını Eğrilmedik iplikle Ne çulhalar dokudum Elif dedim be dedim Dağı.

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, eski zamanların birinde kocası ölmüş bir kadın varmış. Bu kadın küçük ve tatlı bir kulübede yaşarmış. Küçük kulübesinin önünde çok güzel güllerden oluşan bir gül bahçesi varmış. Birinde beyaz güller diğerinde kırmızı güller yetişirmiş. Bu...

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Develer tellâl iken, koyunlar berber iken, Büyük, güzel bir ülkede iyi bir kral yaşarmış. Kralın ikiz oğulları varmış. Bu kardeşler.

Bir zamanlar kralın kızıyla evlenmek isteyen iki prens varmış. Kral, kararı kızına bırakmış. Kralın kızı “Babacığım, iki prensten birer hediye istiyorum. Hangisi beni mutlu edecek hediyeyi getirirse onunla evleneceğim” demiş..

Kaf Dağı’nın da ötesindeki masal ülkelerinden birinde, harikalar diyarının kraliçesinin bir bebeği olmuş. Harikalar diyarının koruyucuları olan periler ve periler prensesi, küçük bebeğin beşiğinin etrafına birikmişler. Kraliçe etrafındaki perilere dönerek şöyle demiş : “Bu küçük Bebeğe en değerli olduğunu düşündüğümüz şeyleri hediye edin!” Birinci peri...

Bundan çok zaman önce ülkelerin birinde bir kral varmış. Halkının mutluluğu için çalışıp çabalarmış. Ne yazık ki çevresindeki insanlar onun kadar iyi niyetli değilmiş. Varsa yoksa kendi çıkarlarıymış. Günler gelip.

İyilik, güzellik yıldızlar gibi ışır. Parıldar insanlığın gökyüzünde Barış, kardeşlik bir aydır. Şakır durur mutluluğun özünde Ya doğruluk, O batmayan sımsıcak bir güneştir. Bir varlığın “insanlık” kanıtıdır. Bitmeyen gündüzünde… İnsan.

Bir varmış bir yokmuş… Ülkelerin birinde bir padişah varmış. Bu padişahın birbirinden güzel üç kızı varmış. Bu kızların evlenme yaşı gelmiş. Hatta ikisinin de evlenme yaşı neredeyse geçmek üzereymiş. Bu kızlar düşünmüşler taşınmışlar. Ne yapsak, ne etsek de bu durumu babamıza izah etsek diye düşünmüşler....

Bir zamanlar uzak diyarların birinde tüm ihtişamıyla kasabaya hakim bir tepenin üzerine kurulmuş bir saray varmış. Bu sarayda kuledeki pencerelerden dışarıyı izlemeyi seven bir prenses yaşarmış. Kulenin on iki sihirli.

Vaktiyle görkemli sarayında bir kral yaşarmış. Kral, kızını çok sever, bir dediğini iki etmezmiş. Fakat küçük prenses yine de mutlu değilmiş. Kral kızını mutlu etmek için ona en pahalı oyuncakları,.

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir ülkede çok güçlü bir kral yaşarmış. Kocaman sarayın içinde kraliçe ve 3 prenses kızlarıyla yaşıyorlarmış. Prenseslerin her biri birbirinden güzelmiş ve uzun saçları varmış. Babaları onları çok mutlu ediyormuş. Her istedikleri oluyormuş. Uzak ülkelerden...

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde uzak bir ülkede kocaman bir saray varmış ve bu sarayın başında zor bir kral ve onun oğlu olan çok yakışıklı bir prens varmış..

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde sevimli mi sevimli, tatlı mı tatlı ama bir o kadar da utangaç bir ayı varmış. Utangaç Karlo bu halinden dolayı arkadaş çevresi çok.

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde bol ağaçlı bir kasabada beraber mutlu yaşayabilen hayvanlar varmış. Bu kasabada kitap okumayı çok seven minik bir tavşan varmış. Adı Kubu’ymuş. Kitapsever Kubu, yeni heyecanlar ve maceralara ortak olmayı, sayfaların kokusunu, kitaba dalıp gitmeyi kısacası...

Evet evet yanlış duymadınız burnu olmayan bir sinek hikayesi bu. Merhaba arkadaşlar benim adım Yaya ama herkes bana Burnu olmayan sinek der. Çünkü burnumdan koku alamıyorum. Mesela arkadaşlarım yemek için.

Burnu olmayan sinek Yaya okuldaki ilk gününü çok güzel bir şekilde atlatınca okuldan bu kadar korkulmaması gerektiğini anlamış ve okula gitmek için saatleri saymaya başlamıştı. Bu hafta da Yaya okul.

Uzak diyarlarda, herkesten uzak bir krallık varmış. Bu krallık diğer şehirlerden ve insanlardan uzak bir şekilde sakin bir hayat geçiriyormuş. Bu krallık şehrinde kral ve kraliçe varmış. Ülkeyi kral yönetiyormuş. Aynı zamanda bir de genç bir prenses kızları varmış. İşte masalımız bu genç, güzel prenses...

Bir önceki masalımızda Ozan ve Ramazan’ın evlerinin bahçesine bir yavru köpeği bulup getirmelerine şahit olmuştuk. Ama babaanneleri bahçede hiçbir hayvan istemediği için iki kuzen yavru köpeği gizlice beslemeye başlamışlar. Hatta.

Merhaba benim adım Buket. Ben sara hastasıyım ve zaman zaman nöbet geçiriyorum. Ailem gece uyurken, markete okula yani kısacası her yerde benim yanımda oluyor. Zor bir hayatım var ama ailem,.

Masalımız kocaman uçsuz bucaksız bir sürü yarış atlarının bulunduğu bir harada geçiyormuş. Bu haranın içinde güzel kocaman bir ev varmış ve bu evde de haranın sahibi 3 kızıyla birlikte kalıyormuş. Bu güzel kocaman evin haricinde bir de bir sürü çalışanın kaldığı evler varmış. Çalışanlar burada...
1 2 5
This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :